Kusursuzluğun Gizli Formülü: Bir Restoran Nasıl Dört Dörtlük Yönetilir?
Geçtiğimiz günlerde mutfağın anayasası olan reçetelerden ve disiplinin öneminden
bahsetmiştik. Ancak bir restoranı sadece mutfaktan ibaret görmek, büyük bir yanılgıdır. Bir
restoran; mutfağı, barı, salonu ve yönetim kadrosuyla devasa bir saattir. Bu saatin
çarklarından biri bile teklese, zaman durur; yani işletme tökezler.
Sektörde yıllarını geçirmiş bir şef olarak her zaman savunduğum, kulaklara küpe olması
gereken çok önemli bir mottom vardır:
“İşine ne kadar yakın olursan, işin de sana o kadar yakın olur.”
Eğer siz işinizi uzaktan izlerseniz, işiniz de sizden uzaklaşır ve başarı hayal olur. İşte bir
restoranın dört dörtlük yönetilmesinin ve ayakta kalmasının altın kuralları.
Çarkların Uyumu: Mutfak, Bar, Salon ve Yönetim
Bir restoranın kapısından içeri giren misafir sadece yemek yemez; bir deneyim satın alır.
Bu deneyimin kusursuz olması, tüm departmanların birbiriyle tam bir uyum içinde
çalışmasına bağlıdır.
Mutfak ve Salon: Mutfak harika bir yemek yapsa bile, salon ekibi o yemeği güler yüzle ve
doğru zamanda servis edemezse emeğin hiçbir değeri kalmaz.
Bar ve Mutfak: Barın hazırladığı bir imza kokteyl ile mutfaktan çıkan yemeğin uyumu,
işletmenin vizyonunu gösterir.
Ekipler ve Yönetim: Yönetim ekibi bu üç alanı körü körüne değil, her anın içinde olarak
desteklemelidir. Tüm departmanlar birbirinin rakibi değil, aynı maçta galibiyete koşan
takım arkadaşlarıdır.
Kendi İçinde Disiplin, Yönetime Karşı Sorumluluk
Her ekibin kendi içinde askeri bir disipline sahip olması şarttır. Mutfaktaki aşçıbaşı,
salondaki restoran müdürü, bardaki baş barmen kendi alanlarında kuralları tavizsiz
uygulamalıdır. Ancak bu disiplin sadece kendi içlerinde kalmamalı; her bir ekip üyesi
yönetime karşı sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.
Raporlamalar zamanında yapılmalı, eksikler gizlenmemeli ve her departman kendi
operasyonundan hesap verebilmelidir. “Ben işimi yaptım, gerisi beni ilgilendirmez”
kafasındaki bir işletmede başarı asla kalıcı olamaz.
Halı Altına Süpürülmeyen Sorunlar: Haftalık Toplantılar
Bir restoranın batmasındaki en büyük etken, küçük sorunların büyüyerek çığ haline
gelmesidir. Çoğu işletmede “Aman şimdi huzursuzluk çıkmasın” diyerek sorunlar halı altına
süpürülür. Bir şef olarak net söylüyorum: O halının altında biriken sorunlar bir gün dağ gibi
büyür ve günü geldiğinde tüm işletmeyi altında bırakır!
Bunun tek çözümü, her hafta istisnasız yapılması gereken haftalık değerlendirme
toplantılarıdır. Bu toplantılar bir formalite olmamalıdır. Mutfak, bar, salon ve yönetim birmasaya oturmalı; yaşanan tüm aksaklıkları, misafir şikayetlerini ve operasyonel hataları
açıkça, kavga etmeden ama dürüstçe konuşmalıdır. Sorunlar anında masaya yatırılmalı ve
hızlıca çözüme ulaştırılmalıdır. Bugün çözülmeyen küçük bir detay, yarın kapıya kilit
vurulmasına neden olabilir.
Son Söz: İşinin Başında Olmayan, Başarıyı Unutsun
Günün sonunda her şey dönüp dolaşıp o meşhur sözüme çıkıyor: “İşine ne kadar yakın
olursan, işin de sana o kadar yakın olur.”
Bir restoranı ofisten, uzaktan kumandayla ya da sadece kameralardan izleyerek dört
dörtlük yönetemezsiniz. Şef tezgahının başında, müdür salonun ortasında, patron ise işinin
kalbinde olmak zorundadır. Siz işinize ne kadar emek, sevgi ve disiplin verirseniz; işiniz de
size o kadar büyük bir başarı ve sadık misafirler olarak geri döner.



