Şehrin tarihi kalbi Kemeraltı Çarşısı, modern dünyanın hızına inat, asırlık yemek kültürünü yaşatmaya devam eden yegane bölgelerimizden. Havra Sokağı'nın o telaşlı kalabalığını arkanızda bırakıp ara sokaklara daldığınızda, burnunuza gelen kavrulmuş dibek kahvesi kokusu sizi doğrudan doğru rotaya yönlendiriyor.
Abacıoğlu ve Kızlarağası gibi tarihi hanların çevresine kümelenmiş esnaf lokantaları, sabahın erken saatlerinde kaynamaya başlayan tencereleriyle lezzet avcılarını bekliyor. Bu lokantalarda sabit, basılı bir menü aramak yerine, o gün pazar tezgahlarında hangi ürün tazeyse ondan hazırlanan sulu yemekleri, bakır tabaklarda sunulan saray usulü kompostoları bulabilirsiniz. Şehrin meşhur söğüşünü, ayaküstü şerbetçilerini ve lokma dökülen köşebaşlarını es geçtiğinizde Kemeraltı turu eksik kalacaktır. Bu dükkanların birçoğunda babadan oğula geçen bir ustalık, güler yüzlü bir ahilik geleneği hakim.
Editör Notu: Gerçek bir Kemeraltı gurmesi olmak istiyorsanız, öğle yemeği saati olan 12.00 ile 13.30 arasındaki beyaz yakalı yoğunluğundan kaçınmalısınız. Sabah 11.30 civarı, hem tencerelerin yeni açıldığı dumanı tüten yemekleri yakalamak hem de esnafla o keyifli sohbeti edebilmek için ideal bir zaman dilimidir. Saat 14.00'ten sonraya kalırsanız vitrindeki sevdiğiniz yemekleri bulma ihtimaliniz epey düşecektir.
