İzmir'in kalabalık tatil beldelerinden uzaklaşıp doğayla baş başa kalmak isteyenlerin rotası, bakir doğasıyla dikkat çeken Karaburun Yarımadası'na çevriliyor. Mordoğan gişelerinden itibaren başlayan ve deniz kıyısını takip eden virajlı yollar, her dönemeçte karşınıza çıkan turkuaz rengi sularla ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Çeşme veya Alaçatı'nın yüksek tempolu plaj kulüplerinin aksine, burada sadece rüzgarın ve dalgaların sesini dinleyebileceğiniz izole koylar bulunuyor.
Özellikle Dolungaz ve Manal gibi dışarıdan fark edilmesi zor olan koylar, çadır kampı yapmayı sevenler veya gün boyu denizin tadını sakinlik içinde çıkarmak isteyenler için harika birer sığınak. Bölgenin kayalık yapısı, su altı zenginliğini korumasını sağlayarak şnorkelle dalış tutkunlarına benzersiz bir görsel şölen sunuyor. Sahil şeridinde yer alan aile işletmesi ufak balıkçı lokantaları ise, günlük tutulan taze deniz ürünlerini ege otlarıyla harmanlayarak misafirlerine samimi bir gastronomi deneyimi yaşatıyor. Gün batımına doğru yarımadanın yüksek tepelerine tırmanarak, sakız adasına karşı yorgunluk kahvesi içmek bu rotanın vazgeçilmez ritüelleri arasında gösteriliyor.
Editör Notu: Bölgedeki gizli koyların birçoğunda şezlong, şemsiye veya yiyecek temin edebileceğiniz tesisler bulunmuyor. Bu bakir alanları ziyaret etmeden önce merkezden soğuk suyunuzu, atıştırmalıklarınızı ve portatif gölgeliklerinizi temin etmeniz büyük önem taşıyor. Ayrıca virajlı yollar sebebiyle sürüş hızınızı düşürmeniz ve manzaraya dalıp dikkatinizi dağıtmamanız gerekiyor.
